Yüzde 10 / %10

Av. Emrah Yayla

Av. Emrah Yayla

Yazarın şu ana kadar yazılmış 3 yazısı bulunuyor.

emrah yayla yazı 1

 

Demokrasi, demokrasi, demokrasi.  Her yerde, her dönemde bir demokrasi türküsü aldı başını gidiyor. Hukuk fakültesinde hocalarımızın ve kitaplarının bizlere anlattığı demokrasi ile milletin vekili olanların dâhiyane!  fikirleri ile mensup oldukları siyasi parti çevresini incitmeyecek şekilde anlatmaya çalıştığı demokrasi tanımları o kadar farklı ki. Ne oluyor yahu diye soruveriyorum kendime. Ah bir de halkın bu kargaşadan anladıklarını saymıyorum bile, kendin demokrasile kendin ye. Ne garip.

Demokrasi ne? Nedir bu demokrasi?
Eski Yunanda ‘demos’ halk, ‘ kratein’ ise yönetmek demekmiş ki bunlar birleşince “halkın yönetimi” deyimi ortaya çıkmış. Tabi o zamanlar bu sözler ortaya atıldığında filozof üstadlar çıldırıp demokrasi için “ayak takımı yönetimi” diyerek baya bir aşağılamışlar. Ama demokrasi bu aşağılamalar ile büyümüş ve günümüzdeki kavramını oluşturmuştur. Bir gün bir lider çıkmış ve demokrasi için ;  “goverment of the people, bye the people, for the people” sözlerini kullanmıştır. Yani “ halkın halk tarafından halk için yönetilmesidir.  “ demiştir. Bu sözü söyleyen günümüzde demokrasinin en iyi işlediği ülkelerden sayılabilecek bir ülkenin başkanı ve yine kendi doğrularını uygulayıp köleliği kaldıran ve belki de ülkenin demokrasi anlamında günümüzdeki başarısına yön veren Amerika’nın en önemli başkanı Abraham LİNCOLN’e aittir.  Bu başkan demokrasi adına siyahi vatandaşlara eşit vatandaşlık hakkı tanımıştı ve bu demokrasi adına çok önemli bir karardı. Toplum için yeniliğin her zaman sancılı olduğu yadsınamaz bir gerçekti ve başkan bu cesur değişim kararını hayatıyla ödemişti.
Bir rejimin demokrasi olması için halkının bütününün arzusuna uyulması gerekir. Acaba uygulamada bu böyle midir? Halk arzusunu yansıtabiliyor mu ve halk bu durumdan memnun mudur?  Bu sorunsalı değerlendirmek tabi ki sosyologların içidir fakat hukuk sosyolojisi açısından değerlendirirsek çoğulcu- çoğunlukçu demokrasi anlayışları bir nebzede olsa halkı mutlak anlamda devlet yönetimine katmayı hedeflemiştir. Ne kadar iyi ne kadar kötü olduğu ise daima tartışma konusudur.  Çünkü bazı sivri zekâ insanlar kanunların çevresinde dolanıp kendi çıkarlarınca uygun olabilecek kararlar alabilmekte ve bu kararları uygularken kendilerince demokrasi safsatalarını haykırıp insanları kandırabilmektedirler. Çünkü demokrasi soyut bir kavramdı ve her siyasi kesim kendi demokrasi çizgisini kendi görüşüne göre çizmişti.

Bir ülke düşünelim. Bu ülke demokrasiyi anayasal güvence altına alsın hem de 2. Maddesiyle. Daha sonra aynı ülke,  kalksın kendi anayasasının 67/ 7. fıkrasında yer alan “seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenler”  madde hükmüne aykırı bir biçimde, 1983 yılındaki bir düzenleme ile bu tarihten günümüze kadar utanç içerisinde çeşitli gerekçelerle hiç de demokratik olmayacak bir biçimde % 10 barajını yaratsın ve bu ülke tam 31 yıl bu utançla yönetilsin. İnsan gerçekten hayret ediyor.  Maalesef ben bu ülkenin vatandaşı olarak bu duruma üzülüyorum ve haykırıyorum: DEMOKRASİYİ İSTİYORUM! Bu ülkenin vatandaşı olmanın verdiği tabii hakkı kullanarak sesleniyorum. Demokrasiyi sizin seçim/oy çıkarlarınıza yönelik tanımlamalarınızla değil, saf doğal hali ile istiyorum. Çıkar doğrultusunda gelecekse demokrasi, hiç gelmesin istemiyorum! Bir 30 yıl daha insanların acı çekmesini istemiyorum.

İşin daha vahimi bu barajın darbe dönemlerinin geçmesine rağmen düşürülmemesi yine toplumun belirli bir kesimine dayandırılıyor. Açık değil zımni bir biçimde ortaya çıksa da şu an açık bir biçimde  söyleyebilirim ki bu barajın Kürt halkı için bu barajın var olduğunu ve onların mecliste daha az söz sahibi olmalarını gerektirecek durumların varlığı sebebini gerekçe göstererek  söyleniyor yine bu toplumun öteki kesimi, tıpkı barış sürecinde bunun gerçekleşmeyeceğini ülkenin elden gittiğini belirttikleri gibi.  Bunlara kendileri de inanmıyorlar ya, ama olsun ortada belirli bir kesime hitap etmenin vermiş olduğu yük var ve onlara nasıl hesap vereceği derdi, onları bu sahtekârlığa itiyor. Hukuk Fakültesi mezunu hiçbir insanın %10 barajını savunması kabullenilemez. Ama gelin görün ki, yine bir seçim derdi, oy derdi bu insanları gayri samimi hesaplara götürmektedir.

Her şey nispi temsil sistemi ile başlıyor. Ülkemizde d’hont sistemi uygulanmaktadır ve bu sistem oyların adaletli bir biçimde dağıtılmasını öngörmektedir. Fakat bu derece adaletli dağıtılmış bir sisteme karşılık sadece belli bir kesimi meclise sokmamak için %10 barajı getirme zihniyetini de tarih hiçbir zaman affetmeyecektir.  Evet, geçmişteki deneyimler neticesinde çok sesliliğin mecliste sorunlar yaratabileceği görülmüş ve bu baraj oranının %1-2 arasında olabileceği öngörülmüştür. İsrail’de %2, Yunanistan’da %3, İsveç- Avusturya- İtalya’da %4, Almanya- Arnavutluk- Polonya’da %5 oranlarında bir baraj uygularken bizim ülkemizde baraıjın % 10! Olması tamamıyla antidemokratikliğin belirtisidir. % 10 barajı ülkemizde büyük bir kesimi oluşturan vatandaşın oyunu çalmak, oy kullanmasını engellemekle birebirdir.  İşin garibi siyasi bir sıkışmaya da sebep olmakta ve ülke 3-4 partinin tekeline girmektedir.

1950’li yıllara kadar açık oy gizli sayım metodu ile demokrasi sınavı veren ülkemiz 50’li yıllardan sonra gizli oy açık sayımkararına sevinmiş ve demokrasi bir nebze de olsa sağlanmıştı. Özellikle 1960-1977 yıllarında gerçekleştirilençoğunluk yönteminin uygulandığı seçim gerçekten demokratik sayılabilirdi.  Lakin 80 darbesi ile birlikte uygulanan yöntemler yüksek baraja sebebiyet vermiş ve sonrasında gelen her hükümetin de değiştirmekte lüzum görmediği ve kendileri için garanti olarak gördüğü haksız siyasi rekabet unsuru olmuş, her türlü siyasi işlevi de yozlaştırmıştır.

Gerçeklerle yüzleşme korkusu ve sahte hesaplar sebebi ile ülkemizin içinde bulunduğu durum da pekâlâ ortadadır.  Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin hak ihlali olarak gördüğü %10 barajının yeniden tartışılmasını geç kalınmış olsa da doğru buluyor ve gerçek demokrasi ile sınavımızı bu süreçte vereceğimize inanıyorum. Umuyorum ki bu ülkenin vatandaşı olarak hiç kimse ufak hesaplar peşinde koşmadan mutlak demokrasiye inanarak hareket eder ve siyasetçilerin kuracakları tuzaklara düşmez. Yine milletin vekili yani beni temsil edenlere sözüm o ki; umarım sizler de çeşitli tuzaklarla, siyasi emellerle bu fırsatı harcamazsınız. Fakat bugün itibari ile bazı kurnaz sinsi vekiller ortaya çıkmış ve kararın bugün onaylansa bile 1 sene sonra uygulanacağını, önümüzdeki seçimlere etki etmeyeceğini söylemeye başlamışlar. Onlara bir tavsiyem de şudur:  Hak ihlalleri derhal uygulanır der ilgili kanun. İşte buradan başlayabilirsiniz. Eee siz kanunları arkasından dolanmasını iyi bilirsiniz, haydi gelin bu defa da demokrasi için, iyi bir şey için dolanın.

Gelecek günleri beklemek gereği dolayısıyla, güzel havadislerde görüşmek dileği ile…

 

Emrah YAYLA

YAZARIN SON YAZILARI
demokRÖsi - 9 Aralık 2015
Yüzde 10 / %10 - 9 Aralık 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. AlaattinSu dedi ki:

    Emrah kardeşim, bir öğrenci olarak yazdığın yazılar harika.

BİR YORUM YAZ