Siyasi Görüşler Eğitimi Etkiler mi ?

Siyasi Görüşler Eğitimi Etkiler mi ?

Siyasi Görüş ve Birey

Siyasi görüş dediğimizde aklımıza gelen en önemli sorulardan biri, bireyin siyasi görüşünün kaynağının ne olduğu hakkında yapılan sorgulamadır. Bireylerin gelişimi konusundaki referansı, objektif ve bilimsel bir eğitime dayandıramadığımız toplumlarda siyasi görüş edinme yöntemleri de güvenilmez olmanın ötesine gidemez. Bu tür toplumlarda bireyler rol model aldıkları kişi ya da kişilerin siyasi görüşlerini kopyala yapıştır usulüyle sadece tekrar ederler ya da çeşitli basın ve yayın organlarını kullanarak, orada en çok görünen siyasetçilerin peşinden giderler.

 

Fanatizm ile Siyasi Görüş Arasındaki Farkı Fark etmenin Önemi

Siyaset konusunda sağlam bir temeli olmayan toplumlarda ” Biz deden ”x” partiliyiz cümleleri havada uçuşur. Bireyler ” taraftarı” oldukları parti ya da politik kişiliği öyle bir ”tutarlar” ki o siyasetçinin akıl almaz söylem ve uygulamaları bile onu sorgulamalarına yetmez. Bu yanlışın temel sebeplerinden biri, söz konusu bireylerin yeterince eğitim almamış olmalarıdır. Eğitim seviyesi ve kalitesi arttıkça eleştiri ve öz eleştiri mekanizması daha aktif olarak çalışmaya başlar. Bu mekanizma da dogmatik olan her şeyi eleştiri süzgecinden geçirip, fanatizmi engeller.

 

Bireysel Siyasi Görüş ve Eğitime Etkisi

İçinde yaşadığımız toplumda da örneklerine sıkça rastladığımız bir durum vardır: Aynı şeye bakan iki kişinin, gördükleri ile ilgili çok farklı tespitlerde bulunabilmesi. Daha ilerici, akılcı ve eleştiriye açık yapıların siyasetini destekleyen bireyler, sorgusuz sualsiz itaat bekleyen, lideri neredeyse tüm siyasetin önüne koyan siyasi görüşleri benimseyen kişilere göre çok daha etraflı, sorgulayıcı bakabilme yetisine sahiptirler. Bu yüzden ilk kategoriye giren bireyler daha modern ve bilimsel eğitim modellerini savunurken, ikinci kategorideki bireyler, eğitimde daha gelenekçi bir tarzı benimserler. Bu durumu kişisel siyasi görüş bazında ele aldığımızda iki grubun bireylerinin yaşam tarzlarının da birbirinden oldukça farklı olduğunu görürüz.

 

Çoğunluğun Gücü Olarak Siyasi Görüşle ve Etkileri

 

Yukarıda verdiğimiz iki farklı kategorinin, birinin politik olarak egemen olduğunu kabul edelim. Demokratik sistemlerde bu çoğunluğun oyuyla mümkünken, baskıcı sistemlerde egemen olanın etkisi ve zorlaması ile mümkün hale gelir. Çoğunluğun oluşturduğu kategori, siyasetin nüfuz ettiği her alan gibi ki; düşünüldüğünün tersine hiç alakasızmış gibi görünen alanlar da siyasetle çok yakından alakalıdır; eğitim de bundan nasibini alacaktır. Doğru kabul ettiğimiz siyasi görüşün bile bu biçimde ”çoğunluğu” bir dayatma aracı haline getirerek kullanması kabul edilmemesi gereken bir durumdur. Seçimlerden sonra çoğunluktan çoğulculuğa geçmek için zaman kaybedilmemelidir. Çünkü çoğunluk kimin iktidar olacağını gösterirken, çoğulculuk; iktidarın herkesi kapsayan yasa ve uygulamaların güvencesidir.

 

Siyasi Görüşler Eğitimi Etkiler mi?

 

Siyaset var olduğundan beri maalesef, gerek güçlünün haklı olduğu, gerekse çoğunluğun baskı aracı olarak kullanıldığı sistemlerde, Eğitim hep siyasi görüşlerin gölgesinde kalmış, Her gelen, kendi görüş ve ideolojisini dayatmak ve yaymak için eğitimi kullanmıştır. Bu uygulamayı ülke bazında almak eksiklik olur. Çünkü tarih boyunca var olan tüm siyasi görüşler için bu iddia geçerlidir. Yoksa Orta Çağın Avrupa’sında, kilisenin egemenliğindeki siyasi görüşün Hristiyanlık eğitimini temel almasını, aydınlanmayla beraber eğitimde, bilimin temel alınmasını nasıl açıklayabiliriz ki?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ