Medeni Hukuk Başlangıç Hükümleri Nedir?

Medeni Hukuk Başlangıç Hükümleri Nedir?

Medeni Hukuk Başlangıç Hükümleri Nedir?

Medeni hukuk başlangıç hükümleri aslında bir medeni hukuk alt dalının içerisinde yer alabilecek tüm kavramların en net halleri ile ilgili kimselere ifade edilmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda; medeni hukukta kullanılan hukuk çeşitlerini, boşluk türlerini, butlan çeşitlerini, kanun hükümlerinde kuralların niteliklerini, iyi niyet ve dürüstlük kavramını görürsünüz. Şimdi, karşılaşacağınız kavramların neler ifade edebileceği hususunda sizlere biraz bilgi sunalım.

Medeni Hukukun Kaynakları Nelerdir?

Medeni hukuk kaynak bakımından üç bazen de dört farklı alt başlık ile anılır. Bunlar;

  1. Birincil kaynaklar adı verilen esaslı kaynaklardır. Yani; medeni hukuk olayları söz konusu olduğu zamanlarda ilk olarak medeni hukukun yazılı kaynaklarına bakmak gerekir. Yazılı kaynaklar bakımından medeni hukuk ise; anayasa, kanun, KHK, tüzük, yönetmelikler, uluslar arası sözleşmeler şeklinde belirtilebilir.
  2. İkincil kaynaklar ise; yazılı kaynaklarda ilgili konu ile alakalı olarak bir kural bulunmadığı zamanlarda başvurulan içerikleri kapsar. Örf ve adet hukuku ile hakimin yarattığı hukuk kuralları bu şekildedir. Ancak hakimin hukuk yaratması o kadar da kolay bir mesele değildir. Bu hususta mutlaka hakimin hukuk yaratmasından ziyade örf ve adet hukukuna bakmak gerekir. Örf ve adet hukuku esasen bir toplumun ezelden beri kabul etmiş olduğu kuralları kapsar. Ancak bu hususta; kabul edilen kuralların toplum içerisinde bağlayıcılığının olması gerekir. Yani; yalnızca bir gün kullanılan kurallar o aile için örf ve adet gibi görülse de toplum açısından durum böyle olmak zorunda değildir.
  3. Üçüncü olarak ise; yardımcı kaynaklardan söz edebiliriz. Bu hususta yardımcı kaynaklar; bilimsel görüşler gibi, özel bir niteliği olmayan ancak konu ile alakalı olarak uzmanların görüşlerini ortaya koyan meseleleri anlatır.

Hakim Nasıl Hukuk Yaratır?

Hakimin hukuk yaratabilmesi için yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi bazı aşamaları tamamlamış olması şartı aranır. Ve bu hususta yazılı kaynaklar adı verilen birincil kaynakların hakimi bağladığını ve hakim ilgili konu ile alakalı olarak bir birincil kaynak bulur ise; o halde asla ikincil bir kaynak kullanımına başvuramayacağı hükmü esas alınabilir. Ancak hukuken bu durumlarında elbette ki istisnaları vardır. Yani yazılı bir hukuk kuralınca ilgili mesele suç teşkil etmese dahi; yani bekar bir insanın zina yapması hukuken söz konusu olmasa da örf ve adet hukukuna göre; bekar bir insanın bir başka bir bekar bir kişi ile uygunsuz hareketler içerisinde görülmesi toplumsal bir sorunu ifade eder. yani; bu tarz davalar söz konusu olur ise hakim; bu durumun yazılı kaynaklarda yer almadığı için geçersiz görüleceğini ifade etmez. Çünkü toplum etiğine aykırı olan esaslı bir mesele hukuka da aykırı gibidir. Ancak örf ve adet hukuku; töre cinayetlerini esas alsa da hukuk düzeni bu tarz konuları esas almaz. Nedeni ise; hukuk düzeni ancak ahlaki dengeler ile örtüşen ve toplumun birlikte yaşamasına yardım etmeye yarayan; bir başka kimselerin çekirdek haklarına dokunulmaya konulardaki örf ve adet kurallarını benimser. Yani bir kimse; bu örf ve adettendir ki ben cinayet işledim, diyip işin içerisinden sıyrılamaz. Hakim;

  • İlgili bir mesele karşısına geldiği zaman meselenin çözüme bağlanabilmesi açısından ilk olarak yazılı kaynaklara başvurur. Bu yazılı kaynaklar içerisinde eğer konuya uygun olabilecek bir kural yok ise bu halde ikincil kaynak olan örf ve adet hukukuna bakar. Ancak ilgili konu ile alakalı olarak herhangi bir örf ve adet kuralı da bulamaz ise; o halde hakim hukuk yaratma yoluna gider. Ve ancak hakimin hukuk yaratması hususunda bazı kırmızı çizgileri dikkate alması esastır.

Bu hususta; hakim kendisi kanun koyucu olsa idi nasıl bir hukuk kuralı hazırlaması gerekirdi ise; o şekilde genel bir kural koyar. Ve koymuş olduğu ilgili kural ilgili hakimde dahil olmak üzere başka konuların hakimlerini ve davalarını bağlamaz. İkinci olarak hakim bir hukuk yaratır ise; bu hukuk toplum düzenine aykırı, ahlaka ve vicdana aykırı olamaz. Eğer böyle bir sorun olur ise; konu ile alakalı olan kimse bir üst mercii ile konuyu görüşebilme hakkına sahip olur ki bu hukuk düzeninin adil olması gerekliliğini kapsar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ