İstihkak Davası Nedir?

İstihkak Davası Nedir?

İstihkak Davası Nedir?

İstihkak; hak iddia edilmesini sağlayan bir davadır ve genel itibari ile aynı ve mülkiyet haklarının aranması için kullanıma dayanır. Eğer bir kimse üstün haklı ise ve kendi miras payını alamamış ise; o halde bu kimse ilgili mirasta hak alan kimselere karşı; istihkak davası yani üstün haklı miras davası, açabilecektir. Bir örnek ile konunun daha net anlaşılmasını sağlayalım. Öyle ki;

  • Murisin toplamda; 50.000 TL terekesi olsun. Bu murisin ölümü halinde bir eşi ve iki tane de alt soyu olan çocuğu olsun. Ve tereke mirastan alınabilecek miras haklarına göre paylaştırılsın. Bu durumda murisin ölümü ve terekenin dağıtılması işlemlerinin tamamlanmasından sonra murisin daha önceden kimsenin haberdar olmadığı bir oğlu Osman çıka gelsin. Bu durumda Osman da diğer alt soyu gibi üstün haklı bir mirasçı değil miydi, aile hukukundan ve miras hukukundan olan bilgilerimizi tazeler isek; evet Osman bir saklı paylı mirasçıdır ve üstün hak davasını açabilecek yetkiye de sahiptir. O halde Osman bu istihkak davasını kime karşı açabilir? Osman ilgili istihkak davasını; hem eşe hem de iki çocuğa karşı açabilecek ve bu durumda terekenin tekrar paylaştırılmasını talep edebilecektir. O haldedir ki; Osman her ne olursa olsun ilgili payını istihkak davası ile açacaktır. Burada iyi niyete bakılıp bakılmayacağı hususu ise ayrı bir konuyu ortaya çıkarır.

İstihkak Davas Nerede Açılır?

İstihkak davası, üstün haklı mirasçının açabileceği bir dava olmak ile birlikte bu üstün haklı mirasçının ilgili dava yeri olarak mutlaka; asliye hukuk mahkemesine gitmesi de hukuki zorunluluklar arasında yer alır. İstihkak davasının açılabilmesi için bir zaman aşımı süresi de ön görülmüştür. Bu süre; ilgili üstün haklı mirasçının ilgili miras payını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl iken; genel olarak ilgili üstün haklı mirasçının bu davayı açabilme süresi ise; eğer karşı taraftaki istihkak davalıları iyi niyetli ise; 10 yıl eğer iyi niyetli değiller ise; 20 yıl olarak ön görülmüştür.

Mirasçıların İyi Niyeti Nedir?

Üstün haklı mirasçının istihkak davası açması ile ilgili diğer mirasçıların iyi niyetleri önemli hale gelir. Bu hususta mirasın yani terekenin ilk kez dağıtıldığı gün üstün haklı mirasçı olduğunu öğrenen kimse elbette ki kendi payına düşen hakkını sorunsuzca alabilecektir. Ancak ilgili üstün hakkın öğrenilmesi terekenin diğer mirasçılar arasında paylaştırılmış olmasından 8 yıl sonra öğrenilmesi halinde durum ne olacaktır? İşte burada işin içerisinde giren diğer mirasçıların iyi niyetleridir. Şöyle ki saklı paylı mirasçı, mirasçı olduğunu öğrendi ve asliye hukuk mahkemesine konu ile alakalı olarak istihkak davası açtı. O halde terekenin dağıtılması üzerinden 8 yıl geçtiği açığa çıkacaktır ki bu durumda her mirasçının miras payı da olduğu gibi kalmamış olacaktır. Peki, bu durumda ne olacaktır?

  • Mahkeme o halde ilgili diğer mirasçıların iyi niyetlerine bakacaktır. Eğer ilgili mirasçılar hakikaten başka bir saklı paylı mirasçının olduğundan haberdar değiller ve bu konuda haberdar olmaları mümkün değildi ise; o halde mahkemece bu kimselerin tereke mallarına karşı açılabilecek davanın süresini 10 yıl olarak ön görmüştür. Ve nihayetinde; 8 yıl içerisinde dava açıldığı için de mahkeme bu iyi niyetli kimselere ellerinde kalanları vermeleri halinde borçlarından kurtulabileceklerini belirtir ve bu kimselerin başka bir sorumlulukları kalmaz.
  • Ancak eğer ilgili terekeyi alanlar eğer iyi niyetli değiller ise yani başka bir mirasçının var olduğunu bildikleri halde terekeyi kendi aralarında paylaştırıp daha sonrada bu kimsenin varlığından asla söz etmediler ise; yani neticesinde bilerek ve isteyerek ilgili saklı paylı mirasçının var olmadığını göstermeye çalıştılar ise; bu kimselere 20 yıl süre kadar istihkak davası açılabilir. Ve söz konusu örneğimizde zaten 8 yıl sonra dava açmış olan saklı paylı mirasçının tüm tereke paylaşımına katılanlardan ve iyi niyetli olmayanlardan haklarının tamamını isteyebilme durumları olur. Bu kimseler; ellerinde kalanlar vermek ile borçlarından kurtulamazlar ve mutlaka ilgili saklı paylı mirasçının tüm haklarını vermek zorunda olurlar.

Tenkis davası ile istihkak davası aynı şey değildir. Bu hususta; istihkak davası üstün haklı mirasçılarca açılabiliyor iken; tenkis davası yalnızca saklı payı zedelenen mirasçı tarafından açılabiliyor, durumdadır.

Sulh Hukuk Mahkemesi İle Asliye Hukuk Mahkemesinin Miras Hukukundaki Ayrımı Nedir?

Miras hukukunda sıkça; sulh hukuk mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ayrımına gidilir. Ancak bu ayrımların karıştırılması da en doğal sonuçlar arasında yer almayı asla ihmal etmez ki bu durumu sizler için en açık haline getirmeye ve özetlemeye çalıştık. Öyle ki;

  • Mirasın paylaştırılması, mirasçı olunduğunun bildirilmesi, defterin tutulması, terekenin mühürlenmesi, kayyım atanması gibi ara işlere bakan kurum olarak sulh hukuk mahkemesinden söz edilir.
  • Asliye hukuk mahkemesi ise; daha kapsamlı yani aslında mirasçıların ve saklı paya sahip kimselerin birbirleri ile kapıştıkları bir yerdir. Öyle ki; pay hakları, tenkis davaları, istihkak davaları hep asliye hukuk mahkemesinin görevleri arasında yer alır.

Sulh hukuk mahkemesinin alakadar olmadığı bir konuyu eğer sulh hukuk mahkemesine gönderir iseniz; o halde zaten davanıza sulh hukuk mahkemesi bakmayacaktır ve esas olan konuyu ilgilenen yere yani asliye hukuk mahkemesine gönderecektir. Yani burada anlatmak istediğimiz; siz karıştırıp farklı bir alanda dava açsanız dahi mahkemece bu hatanız giderilme yoluna götürülür.

Cenin Mirasçı Olabilir Mi?

Miras hukukunda denilir ki; murisin ölmüş olduğu an itibari ile sağ olan ve murisin ölümü ile ayırt edilemeyecek şekilde kimin önce veya sonra ölmüş olduğu belli olmayan durumlar haricindeki tüm sağ kalan mirasçılar, esaslı mirasçılar olur. Ancak bu esaslı mirasçılar arasında ceninin de olabilmesi söz konusudur ki; eğer cenin bir mirasçı sıfatını taşıyor ise; o halde hukuk dünyasında ceninin haklarının aranması söz konusu görülür ise; cenine bir yasal mirasçı olacak şekilde kayyım dahi atanabilecektir. Ancak bir farklı durum da söz konusudur. Buda; eğer mirasçılar arasında cenin var ise o halde cenin doğana dek miras bırakan kimsenin terekesinin dağıtılması durdurulur. Yani; tereke ancak ceninin dünyaya gelmesi ile dağıtılmaya başlanabilir. Ceninin mirasçı olma durumunda bir diğer konu ise; ceninin tam ve sağ doğma şartına tabi olup olmadığıdır. Şimdi;

  • Cenin zaten tam ve sağ doğmak umudu ile hak ehliyetine sahip olur.
  • Eğer cenin doğum anında tam ve sağ doğumu gerçekleştirebilir ise; o halde zaten miras dağıtılır ve cenin de kendi payının yasal temsilcisinin hakkını araması ile bulur.
  • Ancak cenin tam ve sağ doğumu gerçekleştiremez ise; o halde mirasın dağıtılması yine söz konusu olur. Ancak bu defa cenin mirasçılar arasında hiç yokmuş gibi davranılır. Neden mi? Eğer bir yasal mirasçı vefat eder ise onun alt soyu mirasçı olmaz mı, olur. Ceninin de alt soyu olmadığı için mirasçı olma hakkı son bulur ve diğer mirasçılar kendi tasarruflarını alırlar.
Gelen Aramalar: https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1825 SlfcDnnvzKQ0obtRzhesfMQcWG06v3MhN_9--bi9C28477AisIFFeY2sj4lQU1Zx d78a6b286ec8fbac766b31e19f749d4edc12e18d&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ