İdare Hukukunda Türkiye’nin Yönetimi

İdare Hukukunda Türkiye’nin Yönetimi

İdare Hukukunda Türkiye’nin Yönetimi

İdare hukuku, idarenin bütün teşkilatını düzenleyen hukuk kurallarının bir birleşimi nitelindedir. Ülkenin yönetim esasından, tüzel kişiliği olan kamu kurumlarının bütün düzenlemeleri idare hukukuna dayanmaktadır. İdare hukuku tedvin edilmemiş genç bir hukuku dalı olmasına rağmen oldukça geniş kurallara dayanmaktadır. Bu geniş kurallar dayanağını anayasa, kanunlar ve Danıştay içtihatlarından almaktadır. Türk idare hukuku ülkenin nasıl yönetildiğini veya nasıl yönetilmesi gerektiği açık bir şekilde anayasadan dayanak alarak düzenlemiştir. Bu düzenlemelere göre ülke yönetimi iki esasa dayanmaktadır. Bu esaslar merkezden yönetim ve yerinden yönetim olmak üzere iki tanedir. Bu sistem ile tek bir merkezi yönetimde yaşanan sıkıntıların önüne geçmek amaçlanmıştır.

İdare Hukukunda Merkezden Yönetim

İdare hukukunda ülkenin yönetilme esaslarından birisi olan merkezden yönetim kamu hizmetlerinin devlet tarafından merkezden yürütülmesini öngörmektedir. Merkezden yönetim ile sunulacak olan hizmetler genellikle yüksek maliyetli olan ve özel sektörün yüksek miktarlarla sunduğu hizmetlerdir. Bu hizmetler sağlık, eğitim, güvenlik gibi kamu hizmetlerdir. Merkezden yönetim devlet düzel kişiliğinden oluşmaktadır. Aynı zamanda da merkezden yönetim başkent ve taşra teşkilatı olmak üzere iki ayrı bölüme ayrılmıştır. Başkentte merkezden yönetim esaslarına dayalı kamu hizmetleri hazırlanmaktadır. Bu hizmetler bakanlıklar aracılığıyla planlanmaktadır. Taşra teşkilatında ise bakanlıkların planladığı bütün hizmetler tüm ülkeye yayılır. Taşra teşkilatı tamamen kanuna dayalı olup 5442 sayısı il idare kanununda açıkça düzenlenmiş olan bir teşkilatlanma biçimidir.

Merkezden Yönetimin Yararları ve Sakıncaları

İdare hukukundan amaç her zaman kamu yararı olduğu için birinin yararına olan bir uygulama başkasının zararına olabilmektedir. Buna dayanarak merkezi yönetimin de yararları ve sakıncaları bulunmaktadır. Merkezden yönetimin yararlarını şu şekilde saymak mümkündür;

  • Tek bir merkezden yönetilen kamu hizmetleri sayesinde güçlü bir devlet otoritesi ortaya çıkar.
  • Tek bir elden çıkan kamu hizmetleri planlı ve akılcı bir şekilde yürür.
  • Merkez bir bütün halinde çalıştığı için denetlenmesi daha kolay olur.
  • Sunulacak olan kamusal hizmetlerini merkez sunduğu için yerel baskılardan olmadan kamu görevlileri gerçek ihtiyaçlara cevap verebilecektir.
  • Bütün kamusal hizmetler yeknesak bir biçimde yürümektedir.

Merkezden yönetimin sakıncaları ise şunlardır;

  • Merkezden tüm ülkeye yayılması gereken kamu hizmetleri bürokrasi ve kırtasiyeciliğe yol açar.
  • Merkezin belirleyip sunduğu kamu hizmetleri yerel halkın ihtiyaçlarına cevap vermeyebilir.
  • Tek bir elden çıkmakta olan kararlar ile sunulan kamu hizmetleri nedeniyle merkezden yönetimin demokratikliği tartışılmaktadır.

 

İdare Hukukunda Yerinden Yönetim

İdare hukukundan yerinden yönetim, kamu hizmetlerinin bir bölümünün merkezi idare ve merkezin hiyerarşisi dışında yer alan bir tüzel kişilik tarafından yürütülmesi usulüdür.  Bu nedenle yerinden yönetimde merkezi idareden ayrı olan bir kamu tüzel kişiliği bulunmaktadır. Ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları içinde personel bağımsızlığı bulunmaktadır. Aynı zamanda da yerel yönetim kuruluşuna mensup personel merkezi idarenin hiyerarşisine dahil değildir. Bu durumda daha özgür fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamakta ve merkezi idareden bağımsız karar alabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Yerinden yönetim kuruluşları idarenin bütünlüğü esasına dayanılarak merkezi idarenin vesayet denetimine tabidir.

Yerinden Yönetim Üzerindeki Vesayet Nedir

Yerinden yönetim kuruluşları her ne kadar merkezi idareden bağımsız olsalar da üzerlerinde vesayet denetimi bulunmaktadır. Vesayet denetimi ile amaçlanan yerinden yönetimin sakıncalarını ortadan kaldırmak ve idarenin bütünlüğünü koruyabilmektir. İdari vesayet kısaca merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde ki denetimidir. İdari vesayet anayasa tarafından düzenleniş olan istisnai bir yetkidir. Ancak bu yetki yerindelik denetimi olarak kullanılamaz sadece hukukilik denetimi yapılabilmektedir. Hukuk kurallarında çokça görülen istisnai durumlar idari vesayetin sadece hukukilik denetimi olması konusunda da vardır. Bu istisnaya göre köy muhtarının köy yararına olmayan işlerini kaymakam bozabilir. Kaymakama verilen bu iptal yetkisi vesayetin istisnai olarak yerindelik denetimidir. Merkezi idare vesayet ile mahalli idarenin organlarını geçici olarak görevden alabilir ve meslek kuruluşlarının geçici görevden alınması için yargıya başvurabilir. Merkezi idare, yerinden yönetim kuruluşlarının işlemlerini vesayet yetkisine dayanarak iptal edebilir, onayabilir, işlemlerin uygulanmasını erteleyebilir, yargıya başvurabilir ve yeniden görüşmek üzere gönderebilir. Bununla birlikte idari vesayet emir, talimat, geri alma, düzeltme, kaldırma yetkilerini bünyesinde bulundurmaz.

İdare Hukukunda Yerinden Yönetimin Türleri

İdare hukukunda yerinden yönetim usulünün iki türü bulunmaktadır. Bunlar yer yönünden yerinden yönetim ve hizmet yönünden yerinden yönetimdir. Yer yönünden yerinden yönetim, mahalli idareleri içinde barındırmaktadır. Yer yönünden belirli bir yerde yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamak amaçlanmaktadır. Yer yönünden yerel yönetim kuruluşlarının organları seçimle iş başına gelmektedir. Tamamen kişi topluluğundan oluşmaktadır. Yer yönünden yerel yönetim kuruluşlarının sundukları hizmetler sınırsız ancak bu hizmetlerin sunulduğu bölge sınırlıdır. Hizmet yönünden yerel yönetim kuruluşları ise, belirli hizmetlere yönelik faaliyetler yürütmektedir. Bu hizmetler belirli olduğu için ihtisaslaşma söz konusudur. Hizmet yönünden yerel yönetim kuruluşlarının organları atama ile çalışmaya başlar ve mal topluluğudur. Bununla birlikte sundukları hizmet tamamen sınırlı fakat hizmetin sunulacağı bölge konusundan sınır yoktur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ