Hukuk

Hukuk

Hukuk ?

  • Kişinin ya da bir toplumun daha güvenilir bir ortamda nasıl davranması gerektiğini usullerine göre anlatan bir bilimdir. Toplum ilişkilerini dengede tutarak aynı zamanda dengenin bozulması halinde devlet zoru ile bu dengenin yeniden sağlanmasına da hukuk denilmektedir. Düzeni sağlaması ile birlikte adaletin kalkınmasını da sağlayan bu bilim dalı hem bireyler hem de toplum açısından olmak zorundadır. Aksi takdirde birçok problem ortaya çıkabilmekte ve bu problemlerin önüne geçilmezi zor hatta imkânsız bir boyut alabilmektedir. Kişiler arasında uygulanan hukuk Özel Hukuk ve yine kişiler ile devlet arasında uygulanan hukuk ise Kamu Hukuk’u olarak adlandırılmaktadır. Bu iki kavram da kendi içerisinde birçok dala ayrılmakta olup birbirinden farklı özellik ve şartlara da sahip olmaktadır.
  • Medeni hukuk da, hukuk biliminin en önemli alt dallarından birisidir. Kişinin kendi durumunun, ailevi ilişkilerini, miras, gelire dayalı olan hak ve yetkiler ve borçlar gibi konular bu medeni hukuk konuları arasında yer almaktadır. Ülkemizde uygulanan medeni kanun, 2002 yılının Ocak ayında kabul edilmiş ve günümüzde de hala uygulanmaktadır. Kişiler, aile, miras, eşya ve borç hukuku ise medeni hukukun alt bölümlerini oluşturmaktadır.

 

    • Kişiler Hukuku: kişilerin haklarını, ehliyetlerini, ikametini, şahsi özelliklerini ve haklarını ifade etmektedir.
    • Aile Hukuku: aile içindeki ilişkilerin yer aldığı hukuktur. Evlenme, boşanma ve diğer bütün ilişkiler bu hukuk dalının ilgi alanında yer almaktadır.
    • Miras Hukuku: bir kişinin ölümünün ardından ölçülebilen bütün mal varlıklarının kimlere ve hangi yollar ile geçeceğini düzenleyen hukuk dalıdır.
    • Eşya Hukuku: kişilerin bir eşya üzerindeki haklarının ne olduğunu inceleyen hukuk dalına denmektedir.
    • Borç Hukuku: kişiler arasında bulunan alacak ve verecek davalarının görüldüğü hukuk dalıdır.
    • Hukuk kurallarına dayanan ve hukuk çerçevesinde korunan menfaatlere hak denilmektedir. Kişilerin dokunulmazlığı, din ve vicdan gibi kavramlar kişisel hakların ilgi alanıdır. Dinlenme, sağlık vb. haklar ise kişilerin sosyal hakları olarak nitelendirilmektedir. Çalışma hakkı, sözleşmeler ve anlaşmalar hakkıda ekonomik haklardır. Aynı zamanda seçme ve seçilme hakkı, bir siyasi parti kurma hakkı ise kişilerin siyasi hakları olarak tanımlanabilmektedir. Kişiler birtakım haklara devren ya da aslen sahip olabilmekte ve hukuk karşısında da bu haklarını koruyabilmektedir.
    • Hukuk karşısında, herhangi bir hakkının ihlal edilmesi durumunda herkesin mahkemeye başvurarak dava açabilme hakkı da bulunmaktadır. Ceza, hukuk ve idari davalar olarak çeşitleri bulunan bu davaların açılması halinde, mahkemeler farklı prosedürler uygulamaktadır. Bu sebeple kişiler mahkemelere dava için başvuruda bulunmadan önce deneyimli ve bilgili bir avukattan destek almalıdır. Böylelikle daha doğru ve güvenilir bir sonuç elde edebilmek çok daha kolay olabilmektedir. Medeni hukuk davaları da mahkemelerde oldukça sık bir şekilde görülmektedir. Özel hukuk dalının en geniş ve kapsamlı bir alt dalı olan medeni hukuk davalarında kişiler ve aile hukuku, en çok açılan davaları arasında yer almaktadır.
    • Mahkemelerde sıklıkla görülen bir diğer hukuk türü ise, özel hukuktur. Devlet ve vatandaşlar arasında ya da devletin kendi alt bölümleri arasında ilişkiler, bu davalar aracılığı ile düzene koyulmaktadır. Devlet ve vatandaş arasında açılan özel hukuk davalarının görüldüğü mahkemeler de farklı olmaktadır.
    • Açılan bu davalar idare mahkemelerinde görülmektedir. Özel hukuk da diğer bütün dallar gibi alt bölümlere sahip bir hukuk türüdür. Anayasa, İdare, Ceza, Yargılama, Vergi, İflas ve İcra hukukları da özel hukukun kapsamında yer almaktadır. Suç ve ceza kavramlarını hukuk çerçevesinde inceleyen hukuk bilimi olan Ceza Hukuku, özel hukuk kapsamında en çok karşılaşılan davalar arasındadır. Özel ceza hukuku, ülke tarafından belirlenen kanunlar çerçevesinde suç olarak sayılabilecek eylemlerin belirtilmesi ve bu suçlara uygulanacak cezaların belirlenmesini ifade eder. Ceza hukukunun iki temel özelliği bulunmaktadır.

Bu özellikler ise şöyledir:

1. Suç ve Cezada Kanun İlkesi

İşlenmiş olan bir suçun karşılığının kanun ile belirlenmesini ifade etmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında da yer alan bu madde; kanunun açıkça suç olarak ifade etmediği hiçbir eylemin cezası olmadığı gibi tedbirinin de olmayacağını kapsamlı bir şekilde açıklamaktadır. Bu madde ise ortaya suç kavramının net ve kesin bir şekilde ifade edilmesinin gerektiğini aksi takdirde ceza kavramının da ortaya çıkamayacağını ifade etmektedir.

Bu ilkenin bir diğer şartı ise, zamanında suç olmayan bir eylemin daha sonraki zamanlarda da suç olarak sayılamayacağı olmasıdır. Kanunların suç ve ceza kapsamında belirlenen hükümlerine hiçbir kıyaslama yapılamayacağı da yine suç ve cezada kanun ilkesinin bir başka şartıdır.

2. Suç ve Cezada Kusur İlkesi

Bu ilkede, ortada işlenmiş olan bir suç var ise bu suçun bilerek ve isteyerek yapılması gerektiğidir. Yani bir diğer ifade ile ortada olan suçun cezasının sadece o suçu işleyen kişiye verilmesi gerektiği, bu ilke ile belirlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında da yer alan bu madde; kimse bir diğerinin işlediği suçtan dolayı cezalandırılamaz ifadesini açıklamaktadır.

Toplumlarda olmazsa olmaz olan kavramlardan biri de hiç şüphesiz ki hukuktur. Toplumun, bireylerin ya da devletin birbirileri ile olan ilişkilerinin düzenlenebilmesi için hukukun varlığı gereklidir. Hukukun bulunduğu bir devlet, çok daha refah bir düzeyde gelişebilmektedir. Toplum içerisinde yer alan her bir birey çok daha huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşayabilirken aynı zamanda işlenen suçların cezaları da belirtilen yasalar çerçevesinde verilebilmektedir.

Ayrıca, hukukun işlemesi kişilerin suç işleme eğilimlerini de ciddi oranda düşürmekte ve toplumun ruhsal açıdan daha sağlıklı olmasını da sağlamaktadır.

Bütün bu sebeplerden dolayı da hukukun gerekliliği, tartışılmaz bir gerçektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ