Hukuk Sistemleri ve Uluslararası Hukuk Nedir ?

Hukuk Sistemleri ve Uluslararası Hukuk Nedir ?

HUKUK SİSTEMLERİ VE ULUSLARARASI HUKUK NEDİR?
Öncelikli olarak hukuku tanımlamak gerekirse hem bireylerin hem toplumların hem de devlet hareketlerini bunula birlikte birbirleriyle olan ilişkilerini; yetkili organlarca usulüne göre çıkarılan, kamu gücünü arkasına alan, genel olarak nasıl davranması veya davranmaması gerektiğini açıkça gösteren ve gerekli bütün olasılıkları göz önüne alındığında yürürlükte olan normlara göre bunları düzenleyen normatif bir bilim dalıdır. Hukuk, ilişkiler de ortak iyilik veya ortak menfaati gözetir. Hukuku ele aldığımızda görebileceğimiz iki çeşit düzeni vardır. Bunlar ilki düzeni sağlaması ikincisi de adaleti tesis etmesidir. Adalet ile Düzen birbirinin bütünleyicisi olması kadar hem de ilginç bir şekilde birbirlerine ters düşerek etki eden iki kavram olduğunu söyleyebiliriz. Adaleti tam anlamıyla yerine getirmeye çalışmak, en azından yaşanan büyük zaman kayıplarınca düzenin bozulmasına neden olacağı açıkça görülmektedir. Bu nedenle, insanların hukuk işleyişinin yavaşlığına ve adaletin geç işlemesine olan güven eksikliği aynı zamanda modern hukuk sistemlerinin en baş problemlerinden birisi olmuştur.
Hukuk sistemlerine gelecek olursak. İlk başta roma hukuk karşımıza çıkmaktadır:

Roma hukuku, Avrupa ülkelerinin yanında Türkiye’nin de sıklıkla uyguladığı bir işleyiştir. Roma hukukuna göre tüm dünyaca fakültelerde en yağın şekilde öğretilen hukuk sistemi olduğunu görebiliriz. Birçok ülkede bugün uygulanan laik hukuk sistemlerinin en büyük kaynağı budur. Bu sisteme göre hukuk, özel hukuk ve kamu hukuku diye iki bölüme ayrıldığını fark edebiliriz. Bu anlayışa göre özellikle yurttaşların arasındaki ilişkileri değiştirmeyi en öncelikli hale getirmiştir. Bu nedenden dolayı Medeni Hukuk olarak adlandırabileceğiz Özel Hukuk diğer sistemlere nazaran daha ileri düzeydedir. Hukuku, yasa koyucular oluşturmaktadır. Günümüze özellikle Roma Hukukundan birçok temel prensiplerin ve özdeyişlerin kaldığı açıkça görülmektedir. Masumiyet karinesi adında kanunsuz ne suç ne ceza olur ilkesi, hukukun yönetim erkinden bağımsızlaşması ile hiç kimsenin kendi davasında yargıç pozisyonunda olamayacağı ilkeleri bunlardan en çok bilinenlerine örnektir.
Bu sistemlerden bir diğeri Ortak hukuktur. Anglo Amerikan ülkelerinde uygulanan bir sistem olup 10. Yy da İngiltere’de gelişmiş olduğunu açıkça görebiliriz. Roma hukuk sistemi gibi hukuku bölümlere ayırmaz ve ayrıca hukuk yaratıcısı olarak yargıçları görürler fakat gelişme ve teknolojinin getirdiği bir takım yenilikler yüzünden ortaya çıkan birtakım eksiklikler çıkarılan yasalarla giderilmeye çalışılmıştır. Fakültelerde Common-law adı ile anıldığını araştırdığınız takdirde görebilirsiniz. İstisnai durum olarak ABD’de Louisiana Eyaleti ve Kanada’da Quebec Eyaleti ortak hukuka göre yönetilmez.
Bir diğer sistem İslam hukukudur. İslam dinin ilkelerine dayanan bu hukukta kaynak olarak Kur’an görülür. İslam hukukunda Kur’an’da hüküm bulunmaması halinde Peygamberimizin sözlerinden ve davranışlarından yola çıkılarak dikkate alınır. Analoji ve İcma hukukun oluşumunda büyük ve önemli bir para sahip olduğu görülmektedir. Osmanlı’da da uygulanan İslam hukuku, Türkiye’de 1926 senelerinde yeni yürürlüğe giren Medeni Kanun ile kalkmıştır. Osmanlı’da uygulanan bu hukuk sistemi bir padişahın olmasından dolayı Batı’daki gibi monarşik bir şekilde algılansa da şeyhülislamın bir padişahı vazifesinden alabilme yetkisinin varlığı sebebiyle İslam hukukunun ne derece de uygulandığını da gözler önüne sermektedir.
Diğer bir sistemse Sosyalist hukuktur. Sosyalist hukuk genellikle Rusya komünist devriminden sonra sosyalist ülkelerde uygulanmaya başlayan bir sistemdir. Daha çok ekonomik koşulların göz önüne alınmasına dayanır ve en önemli dayanağı mülkiyet olarak hakkının kişilere değil topluma ait olması şeklindedir. Bireyler arasındaki bu özel hukuktan çok toplumun çıkarları gözetilmiştir. Ayrıca değinmek istiyoruz Marksist ve Leninist düşünceye göre sosyaliste dayalı hukuk geçici bir durumdadır. Toplumu düzenlemek ve toplum komünist düzene geçtiği zaman yaptırıma dayanan bir hukuk sistemine gerek kalmadığı görülecektir. Sosyalizmin Avrupa’da çökmesi ile sosyalist hukukta olumsuz yönde etkilendiğini söyleyebiliriz.
Uluslararası hukuk konusuna da değinmek istiyoruz. Bu hukuk bir devletin herhangi başka bir devletle veya bir devletin uluslararası çapta örgütlerle ilişkilerini değiştiren kamu hukuku bölümüdür. İç hukuk olarak adlandıracağımız hukuk dalı, devletin ülkesinde ki vatandaşlarının arasındaki ilişkileri düzenleyen bölümdür. Dış hukuku meydana getiren tanım ise, devletin diğer devletlerle ilişkilerini düzenlemesinden meydana getirir. Devletin üstün bir iradeye sahip olduğu iç hukuk, uluslararası hukuka bu yönden de benzemektedir. Yani devletlerin otoriteleri bunları uygulayacak ve bağlı olacakları şeklinde değildir veya yoktur. Devletler arasında eşitlik söz konusudur, Uluslararası hukuka göre. Toplum, eşit ve egemen devletlerin yan yana olduğunu sistemdir. Bu sisteme göre egemen devletlerin yan yana olması, ayırt edici olması, hem de zayıf olan özelliğidir. Bu durum ele aldığımız bu sistemi güçsüz kılmaktadır. Çünkü kuralları asıl oluşturan, yorumunu yapan ve uygulayan varlıklar devletlerdir. Birbirine eşit ve egemen olan bu varlıklar arasındaki ilişkiyi düzenleyen kralların kaynağı olarak bir üst mertebe yoktur. Bu durumdan dolayı bu sistem içinde, kuralları oluşturanla ona tâbi tutulacak olanlar aynıdır. Milletler arası toplumda devlette merkezileşme olmadığından dolayı teşkilattan yoksun bir yapı sergiler. Devlet tarafından gerçekleştirilen işlev, yasama işlevidir. Bu hukukun kaynakları ör ve adet hukukunla beraber hukukun genel prensipleri, antlaşmalar, doktrinler ve içtihatlardır. Başlıca incelediği konular: Uluslararası hukukun kaynakları, uluslararası hukukun kişiler, uluslararası hukukun mekânsal kuralları, deniz, hava ülkesi, kara, devletlerin tanınması, devletlerin diplomasi ilişkileri, sorumlulukları ve kuvvet kullanma gibi konulardır.
Hukukta önemli olan bölümlere de değinmek gerekirse: Bunlardan ilki Anayasa hukukudur. Ulus devletlerin, temel yasaları ve diğer siyasi organizasyonların kurucu hakkında çalışmalarını içeren Anayasa Hukukun da hükümetler için bir çatı oluşturur ve otoriteyi, yeni yasa ve değişikliklerin oluşmasında siyasi yapıların işlevlerini tanımlayabilir ve sınırlandırabilir. Anayasa çeşitlerinde bütün ulus devletlerin bir anayasası olmamasına rağmen, zorunluluk ve üzerinde hemfikir olunan çeşitli yasaları içeren jus commune veya ülkeye has olan bir hukuka sahiptir. Bunlar yazılı hukuk, sözleşmeler, örfi hukuk, yargı hukuku veya uluslararası hukuktur. Anayasa incelemesi kapsamında bu hukukun kaynakları, hukuk kavramı ve anayasa kavramı, kanunların anayasaya uygunluğunun denetimi ile anayasal yargı, devletin unsurları vb. konuları incelenir. Bunların dışında fakültelerde ders içerisinde genel esaslar başlığı ismi altında incelenen konulardan başka Türk Anayasa Hukuku da incelenmektedir. Maddi anlamda anayasa devletin, işleyişini ele alıp belirleyen hukuk kurallarının bütünü olarak ele alınır. Maddi anlama bakacak olursak bir kuralın anayasa olup olmadığına karar verebilmek neleri düzenlediğinle beraber kuralın içeriğine bakılabilir. Eğer içerik itibariyle devletin temel hususlarıyla ilgili ise o kural anayasal nitelikte olabilmektedir. Diğer bir husus ise şekli anlamda anayasa hususudur. Bu hususta kanunlardan daha farklı bir şekilde daha zorlayarak konulduktan sonra değiştirilebilen hukuk nizamlarının bütünü olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımı ele aldığımızda buna göre bir kuralın anayasal olup olmadığını bilebilmek için kuralın yapılış ve değiştirilişiyle birlikte bulunduğu yere de bakara bir fikir elde edilebilir. Şekli anlamda anayasa için içeriğin hiçbir önemi yoktur.
Anayasa hukuku ile Uluslararası hukuku da ele alarak size hukuk sistemleri hakkında bilgi vermeye çalıştık. Umarız aklınızda bir bilgi veya bir iz bırakabilmişizdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ