demokRÖsi

Av. Emrah Yayla

Av. Emrah Yayla

Yazarın şu ana kadar yazılmış 3 yazısı bulunuyor.

demokrasi-444497-B745-AAF2-2DC4Demokrasi, demokrasi, demokrasi. Sen neymişsin be abi. Herkesin dilinde bir demokrasi türküsü gidiyor. Bilmedim, bilemedim gitti.

Bir de öyle bir şey oldu ki toplum içerisinde; iktidarı eline geçiren her kim olursa olsun aldılar ellerine “demok” ve “rasi” topunu, oynadıkça oynadılar oyun hamuru misali. O dönemin koşulları gereği hangi şekil onlara uygun gelirse o bir anda demokrasi. Onlar da anlayamadılar aslında bu çabukluğu ama çaktırmadılar da. İşlerine geliyordu en nihayetinde. Zaten halk nasıl olsa anlamazdı bu işlerden, ne söyleseler halk peşlerinden giderdi nasıl olsa.Öyle de oldu, gittiler. Sorgusuz sualsiz, kefenlerini de alıp gittiler!

İktidar olmanın verdiği kuvvetten midir sarhoşluktan mıdır bilemedim ama bir anda demokrasi mühendisi kesildiler milletin başına. Tanımladılar da tanımladılar. Kendileri bile inanamadılar bahsettikleri demokrasiye ama yine de savurdular en okkalı demokrasi sözlerini hunharca. Bununla da yetinmeyip milletin meclisinde, kameralar karşısına geçip bas bas bağırdılar ve demokrasinin tanımını yaptılar en diktatör toplum mühendislerini bile kıskandıran hatiplikle. Kendi tanımına uymayanları ise demokrasinin düşmanı olarak addettiler, dönemine göre bazen derin devletin bazen paralel yapının bireyleri olarak tanımladılar. Zamanında o paralel yapılandırmayla el ele var olan noksan hukuk kuralları ile rakiplerini alt eden kişiler, bir anda kendilerine yönelince o hukuk kuralları, sistemden ve paralel yapıdan şikayet ededurdular ve iktidarın da verdiği kuvveti kullanarak son bir hamleyle demokrasinin kılıcını sağa sola savurup kendilerini ihya etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, çalışacaklar. Vay be! Vay be! Soruyorum kendi kendime: Neden?

Sahi neden?
Neden bizde bir siyaset etiği oluşmadı?
Neden hep devlet geleneği bu dedik?
Neden sistemsizliği sistem edindik?
Neden her yeni gelen, sistemi değiştireceğim dedi ve ilk işleri sistemsizlikten yararlanmak oldu.

Neden?

Ne garip. Ne garip ki şu an var olan hukuksuzluk bir etik değerse, bize öğretilen etik değerler nerede bilebilen, bulabilene aşk olsun. Hep kolaya kaçan bir toplum olarak her zaman işimize kolay geleni yaptık. Hukukmuş, kanunmuş kime ne! Aklımda gerçekten bulunması müşkül sorular var ve buna bir çare bulamıyorum ya o nedenle yazıyorum belki bir kaç kişi olur da anlar beni diye. O nedenle demokrasiyi araştırmaya karar verdim sıradan bir vatandaş olarak evleviyetle. Karşıma değişik şeyler çıktı, hiç de demokrasi çığırtkanlarının demedikleri türden şeylerdi bulduklarım.

Sordum kendime: Demokrasi neeeedir?

Demokrasi; “tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. “ diyordu vikipedi ansiklopedik bir tanımla. Pek anlamadım doğrusu. Bu kadar teknik olmamalıydı. Yetinmedim bir de TDK ya bakalım dedim. Değerli genç edebiyatçı Elif hocam yardımıma yetişti hemen. Türk dil kurumu her zamanki bilgeliğiyle tanımlıyordu hakkında binlerce kitabın yazıldığı DEMOKRASİYİ:

“Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık.”

Yok yok bu böyle olmayacaktı. Soruvereyim dedim toplum içerisinde var olan bireylere belki onlar biliyorlardır diye. Nafile. Toplum mühendisleri sistemi öyle bir kurmuşlar ki, cevap verme gereksinimine dahi girmiyorlardı sistemin kölesi olmuş bireyler. Kimileri kendileri için güzel olan kızı bulup evlenme derdiyle, kimileri kredi kartı borcunu nasıl ödeyeceğini düşünmekle, kimisi sınav maratonunun yorgunluğuyla ve dersleri nasıl geçmesi gerektiğini düşünmekle, kimileri de gönül yaraları ile meşguldü. Kızmadım onlara, kızamadım.
Ben de demokrasinin geçmişine inmeye karar verdim. Keza hukuk fakültesinde kıymetli hocalarımızın anlattıkları demokrasi ile ekran karşısında bize anlatılan demokrasi arasında dağlar kadar fark vardı. Ne gariptir ki o çığırtkanlıkları yapan da onların öğrencileriydi. Ne garip. Belki geçmişin derinliklerinde bulurdum bu demokrasi çılgınını.

Yunancada demokratia; dimos (halk zümresi, ahali) ve kros (iktidar) sözcüklerinin birleşiminden türemişti. Türkçeye ise Fransızcadan girebilmişti demokrasi. Genelde devlet yönetim biçimi olarak kullanılsa da üniversitelerde, işçi ve işveren organizasyonlarında ve sivil kurum ve kuruluşları da demokrasi ile yönetilmeye başlamıştır. Her ne kadar geçmiş zamanda “ ayak takımının yönetimi” gibi aşağılansa da bir süre sonra monarşinin de etkisiyle özellikle ortaçağda ezilen halkın sıkı sıkıya sarıldığı ve günümüzde de diğer yönetim modellerinden sıyrılıp halk kahramanlarının! diline pelesenk olmayı başarmıştır demokrasi. Artık anlamıştım, çünkü hiç kimse demokrasinin sistematik bir tanımını yapamamıştır. Çeşit çeşit binlerce tanımı vardır ve arkadaşlarımın bu konuda sus pus olması da belki bundandı. Demokrasi;
-Liberal
-Komünist
-Sosyalist
-Muhafazakar
-Anarşist
-Faşist
düşünürler de kendilerince demokrasiyi tanımlamışlar ve doğru olanın kendi demokrasisi olduğunu düşünmüşlerdir.

O halde ben de soruyorum sizlere
*Özel Yetkili Mahkemeler tamamen kaldırılıyor
*Özel Yetkili Mahkemelerin baktığı dosyalara Ağır Ceza Mahkemeleri bakacak
*Mevcut dinleme kararları gözden geçirilecek
*Dinleme kararını Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti verecek
*Dinleme kararı için mahkeme heyetinin oy birliği şartı gerekiyor. 
*Dinlemelerde suç dışı belge ve tapeler yok edilecek
*Tutuklama süresi 10 yıldan 5 yıla indirilecek (Ceza davalarında bu süre bir yıl daha uzatılabilecek.  Üst sınırın 5 yıla indirilmesinden 130 sanık yararlanacak)
* Gözaltı kararı için kuvvetli şüphe gerekecek
*Mal varlığına el koymak için BBDK, SPK ve MASAK raporu şartı gerekiyor

Adalet bakanımın açıkladığı demokRÖsileşme maddelerine bir göz gezdiriyorum. Yahu DEMOKRASİ bunun neresinde! Ben de bakanımızın bu tavırlarına ve paketine yine pek saygıdeğer! bir bakanımızın mesajı ile cevap veriyorum:
RÖ!

Bana haykırarak anlattığı demokrasilerine artık demokRÖsi diyordum bende. Çünkü onların kılıf hazırlamak için tanımladıkları demokrasi, senelerdir demokrasiyi tanımlayan düşünürlerin kemiklerini sızlatacaktı. 17 Aralık operasyonundan sonra insanların bir şeyleri bir kılıfa sokma çabalarını, saldırganlıklarını, saygıdeğer diye tanımladıklarına menfaatler çatıştıktan sonra hakaret etmelerini çekirdek çitleyerek izliyorum. Savcılar değişiyor, polisler gidiyor, teşkilat adeta Pompei misali alt üst oluyordu. Meğersem hukuk aleyhlerine işlediği zaman kendilerince demokratikleştirerek(!) nasıl da leyhlerine çevirebiliyorlarmış, şaştım kaldım. Bunun adına da siyaset diyorlar ya, buna yanarım. Ah keşkem siyaset etiğini de bir bilebilselermiş. Belki o zaman ülke olarak kalkınır da güzel yerlere gelirdik.
Bu konuda düşünür hukukçu İlker Özer abimden de güzel bir çözüm önerisi almıştım yazım yayınlandığı sırada. Belki de sistemin kurban olmayanlarından ve var olanlarındandı. Diyordu ki;
Eğer bir iktidar peşkeş çekmez, yemez yedirmez, yani bal tutan parmağını yalamazsa; eleştiriye tahammül edebilirse ve bir gün iktidardan düşeceğini özümserse yani gerçek demokrasiyi, o zaman son bulur. Özetle biz de yüzyıllardır birey devlet için; ne zaman devlet birey için var olursa o zaman her şey hallolacaktır kanaatimce.

Yine gece yarısı oldu, yine müzik dinliyorum ve yine uyku vakti. Haydi sizlere bol demokRÖsili geceler sevgili ülkem. Sıradaki şarkım size gelsin: Ağla sevgili yurdum ağla! Masumiyet Karinen masum olmayanların eline düşmüş, ağla sevgili yurdum ağla. Sevgilerimle…

 

Emrah YAYLA

YAZARIN SON YAZILARI
demokRÖsi - 9 Aralık 2015
Yüzde 10 / %10 - 9 Aralık 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Samet dedi ki:

    Tebrik ederim çok hoş yazı

  2. Murat dedi ki:

    Çok beğendim, tebrik ederim hocam

BİR YORUM YAZ