Avrupa Birliği Hukuku

Avrupa Birliği Hukuku

Avrupa Birliği Hukuku

Avrupa birliği hukuku, Avrupa birliğine üye olan ülkeler arasındaki yasal düzenlemeleri içeren sözleşmeler ve anlaşmalardan oluşan bir yargı sistemidir. Avrupa birliğine üye olan ülkelerin arasındaki belirli anlaşmazlıkların engellenmesi ve giderilmesi, bu ülkelerin birbirleri ile olan ilişkilerinin bir sisteme oturtulması amacıyla kurulmuş olan hukuk sistemine Avrupa Birliği hukuku denilmektedir. Bu hukuk sistemi çok eski tarihlerde başlarda geleneksel olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonraları ise yapılan büyük savaşlar neticesinde,  bu hukuk sistemini belirli bir çerçeveye oturtma gereksinimi duyulmuştur. Avrupa birliği hukuk sistemine genel olarak “müktesebat” ismi verilmektedir. Avrupa birliği hukuku yazılı kaynaklar ve yazılı olmayan kaynaklar olmak üzere iki oluşum tarafından korunmaktadır.

Avrupa Birliği Hukukunda Yazılı Olmayan Kaynaklar

Avrupa Birliği hukukunda yazılı olmayan kaynaklar, hukukun temel prensipleri, uluslararası hukukun temel prensipleri, bölgesel örf ve adet hukuku ve içtihat hukuku gibi kaynaklardır. Bu kaynaklar sayesinde Avrupa birliği hukuk sistemine yüzeysel bir bakış getirilmektedir. Bu tür kaynakların ihlal edilmesi, devlet arası etik kurallarına aykırı düşmektedir.

Avrupa Birliği Hukukunda Yazılı Kaynaklar

Avrupa Birliği hukukunda yazılı kaynaklar ise mevzuat ve uluslararası anlaşmalar şeklinde iki kısma ayrılmaktadır. Uluslararası anlaşmalar, topluluk tarafından imzalanan anlaşmalar, Avrupa insan hakları sözleşmesi gibi tüm üye devletler tarafından imzalanan anlaşmalar, hem topluluk hem de üye devletler tarafından imzalanan anlaşmalar ve topluluk içi anlaşmalar olarak dört kısımda incelenmektedir.

Avrupa Birliği Mevzuatı ise kendi arasında birincil mevzuat ve ikincil mevzuat olarak ayrılmaktadır.  Birincil mevzuatta, kurucu anlaşmalar ve tamamlayıcı belgeler bulunurken, ikincil mevzuatta, tüzükler, direktifler, kararlar, tavsiyeler ve görüşler bulunmaktadır. İkincil mevzuatın kapsamında olan tüzükler, direktifler ve kararlar bağlayıcı nitelikte iken, tavsiye ve görüşler bağlayıcı nitelikte değildir.

Avrupa Birliği hukukunda tüzük maddesi bilinen kanunlar gibidir ve üç özelliği bulunmaktadır. Tüzük, tüm topluluğa hitap etmektedir, tüzük hiçbir hukuki işleme gerek olmaksızın doğrudan uygulanabilir ve bütünüyle bağlayıcıdır. Direktifin tüzükten farkı direkt uygulanamıyor olmasıdır. Direktifin uygulanabilmesi için ülkeler tarafından iç hukuka alınması gerekmektedir. Karar kategorisinin özelliği ise bir ülke, firma ya da kişiyi direkt olarak muhatap alabiliyor olmasıdır. Görüş ve öneri kısımları ise genellikle etik bir değer taşıyıp bağlayıcı değildirler.

Öneri kısmı ile herhangi bir Avrupa birliği üyesi ülkenin, diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelere, bu ülkelerin vatandaşlarına ya da kurumlarına tavsiye niteliği taşıyan uyarılarda bulunması söz konusu olabilmektedir. Ancak bu tavsiyelerin kesinlikle bir hukuki bağlayıcılığı yoktur. Yine görüş kısmı da aynı şekilde farklı Avrupa birliği üyelerine, vatandaşlarına ve kurumlarına çeşitli hukuki bağlayıcılığı olmayan görüşlerin sunulmasıdır.

Avrupa Birliği Ülkelerinin Anlaşma ve Sözleşmeleri

Avrupa Toplulukları arasındaki anlaşma ve sözleşmeler, Avrupa birliği hukukunun temel kaynaklarıdır. Kurucu anlaşmalar olarak bilinen bu anlaşmalar;

  • Paris Anlaşması( Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Anlaşması),
  • Roma Anlaşması( Avrupa Ekonomik Topluluğu Anlaşması),
  • Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu Anlaşması,
  • Avrupa Tek Senedi,
  • Maastricht Anlaşması,
  • Amsterdam Anlaşması,
  • Nice Anlaşması
  • Katılım Anlaşmaları olarak bilinmektedir.

Tüm bu anlaşmalar, Avrupa birliğinin kurucusu niteliğinde olan anlaşmalardır ve birincil mevzuatın kapsamındadırlar. Bu anlaşmalar üye ülkelerden oluşan ulusal parlamentolarda oylanırlar ve üye devletlerarasındaki müzakereler sonucunda kabul edilirler. Birinci mevzuatın kapsamındaki bu anlaşmalar Avrupa birliği hukukunun anayasası niteliğindedirler. Avrupa birliğinin hukukunun anlaşma ve sözleşmeleri, bu hukuk dalının temel kaynaklarıdır. Bu anlaşma ve sözleşmelerin ihlal edilmesi, ülkeler arasında direkt savaş sebebi olarak kabul edilmektedir. Çünkü bu anlaşmaların büyük çoğunluğu ülkelerin kara ve deniz sınırlarının belirlenmesi ve ticaret faaliyetleri ile ilgilidir.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Aytun dedi ki:

    İngiliz’lerin gözünden
    Türkiye ve Avrupa birliği

  2. Nilay dedi ki:

    Avrupa birliği, sinir bozucu

BİR YORUM YAZ